http://geleceginyok.blogcu.com/
















[center]









><<< ..»-(¯`v´¯)-».. geleceğin yok ..»-(¯`v´¯)-».. >>>






• 11/5/2008 - Gönülle yürüdünüzmü hiç….

BÖLÜM KATEGORİSİ: YAZILARIM
« EN SON YAZDIKLARIM :: SONRAKİ SAYFALAR »

Yürümek için dik duruşu ve gönüllü olan yolcu gerek dedik. Ama bir de yol gerek… Bu yol ki… Dosdoğru yol… hedefine şaşırtmadan ulaştıran, güzelliğe, mutluluğa götüren yol…
Yol belli yolcu belli…
Peki sorun ne ki?
Yol dümdüz önümüzde ve ilk biz yürümeyeceğiz… Yani yanlız değiliz. Yürümeyi öğretenler dimdik önümüzde bütün heybetleriyle.

Peki..
Biz nerdeyiz?
Herşey yürüyor, zaman, ömür, gençlik, sağlık, herşey su gibi akıp gidiyor… yürümüyor adeta koşuyor.
Peki biz yürüyormuyuz?
Bu yolu bilmeden anlamadan ve en önemlisi sevmeden yürüyemeyiz ki?
Herşey yürürken biz nerdeyiz?
Hangi oyunda oynaştayız?
Yürümeyi biliyormuyuz?
En önemlisi yürümek istiyormuyuz?

Cevabınız evetse eğer önce gönlünü ayağa kaldır. Oturanlar yürüyemezler, hele yatanlar hiç… Ama ayaklarınla değil gönlünle yürüyeceksin bunu bil….
Gönülle yürüdünüzmü hiç….
Yürüyenler dedim ya onlar, o aşıklar ayaklarıyla değil gönülleriyle yürürler…
Öyle yürürler ki!!!


Onları sular boğmadı, ateşler yakmadı.
Onların yollarını guvercinler sakladı…
O sevda elleri…
Şimdi yürüyenler gibi edebiyat yapıp lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmadılar.

Söyleyip anlatıp yatmadılar… zaman üstü, mekanlara geçtiler Hakka yürüdüler ve Hakka ulaştılar…
Yol doğru yolcu doğru ama yürüyüş bozuk olursa varılmıyor menzille…

Hepsi dosdoğru olmalı…


DOSDOĞRU…..

İşte dostlar..

Yol dosdoğru Tevhid yolu..
İlk insan, ilk yol göşterici Hz. Adem'le başlayıp alemlerin rahmet, sevginin öğretmeni Hz. Muhammedle tamamlandı ve kıyamete kadar bu yolun yolcuları olucak... 
Yol dosdoğru, yürüyenlerde dosdoğru...


Bu yola yakışırmıyız ki bilmem.
Bu yol ki menfaat için satılmaz, iki kuruşluk sevdalar için terk edilmez.

hele hele

Bu yolda başıt insanlar yürüyemez.!!


Önce gönlümüze bir yolculuk yapalım... Ta derinliklerine yürüyelim... Gönlümüzü bulursak sahibinizide buluruz.. İnşallah

Güzel yolun sevdalıları yolunuz açık olsun...

 

selam ile

YORUM VAR (0) :: YORUMLARINIZ BENİ MUTLU EDER :: Bağlantı

• 10/5/2008 - Yol kesen ve bu yürüyüşe engel olmak isteyenler her zaman bulunacaktır.

BÖLÜM KATEGORİSİ: MAKALE
« EN SON YAZDIKLARIM :: SONRAKİ SAYFALAR »

""Darılma yok; dayanma var. ""
Yıllar önce zihin defterime yazdığım müthiş bir söz. Hayatın zorlukları ve güçlükleri karşısında başarılı olmanın kaynağı, dost da olsa düşman da olsa, darılma yok, dayanma var. Düşmanlık yok, dostluk var. Kin ve nefret yok, sevgi ve hoşgörü var.

Yolları çok kaygan ve tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu sebeple her türlü kazaya, sıkıntıya maruz kalma ihtimalimiz büyük. Hâdiseleri ne kadar kendi doğrularımız açısından görmeye ve organize etmeye çalışırsak, yanılma ve sıkıntılarımız o ölçüde artacaktır. Halbuki hayatımızı temel gerçekler çizgisinde düzenlememiz, bize dünya ve ahiret mutluluğunun (saadet-i dareyn) kapısını açma fırsat ve imkânını hazırlayacaktır.

Sosyal vak'alarda akıl ve irade mahkûm, duygu hâkim hâle gelirse, adalet ve ahlâk iflâs eder, güven sarsılır. İnsan kendisine başkalarının nazarı ile bakmalıdır, çünkü kişi kendi kusurunu görmez ve görmek de istemez. Başkalarına karşı davranışlarında da, onları kendi yerine koyarak muamele etmelidir. Kendi canı, malı ve namusu ne kadar kıymetli ve mukaddes ise, başkalarının canı, malı ve namusunun da en az o kadar kıymetli ve mukaddes olduğunu sürekli şuur üstünde ve şuur altında bulundurmalıdır.

Zaman, yudum yudum gençliğimizi ve ömrümüzü yutmaktadır. Her an dünyadan ve sevdiklerimizden uzaklaşmaktayız. Vakit zayi etmeden ve fırsatları kaçırmadan durum değerlendirmesi yapmalı; geçmişi değerlendirip, geleceği çok iyi plânlamalıyız.

Bu plân ve projenin temelinde, makam-mansıp düşüncesi olmamalı: ahlâkî erozyona maruz kalan, sıkıntı ve zulüm altında kıvranan insanlığın saadeti, huzuru ve emniyeti olmalıdır. Küçük hesaplar, çıkarlar bizi oyuna getirmemelidir. Değil dünya, ahiret beklentilerimiz bile. bizi bu çizgiden ayırmamalıdır. Menfaat, makam, şan ve şöhret adına her şeyin meşrû kabul edildiği bir dünya bizi aldatmamalıdır.

Hak sahibine hakkı verilmeli, hak sahibi de hakkını almalıdır. Ama bu yapılırken ikinci bir haksızlığa da girilmemelidir. Hak, meşrû yollarda aranmalıdır. Ancak bu yolla kazanılan hak. adalet olur. Aksi ise zulüm olur. Muhteşem Sanatkâr'a karşı bile isyanın sınır tanımadığı bir dünyada her şeyin gönlümüze göre olmaması gayet normaldir. Yıkılmış gönüllerin tamiri gibi bir fonksiyonu, bir mesuliyeti üzerine alan kutsîlere çok büyük fedakârlık düşmektedir. Takip edilen mukaddes gâye uğrunda başa gelen musibet ve sıkıntılara isyan etmeden, yakıp yıkmadan sabretmek: nimet ve başarılar karşısında ise şımarmadan, gurur ve kibirde boğulmadan şükranda bulunmak önemli bir meziyettir. Bu meziyeti yakalayan, bu seviyeye ulaşan ferdin ve cemiyetin çözemeyeceği bir problem kalmaz. Stresli, sıkıntılı, sinirli, sabırsız ve şükürsüz toplumlarda ise yaralar büyür, rahat, huzur ve emniyet hayal hâline gelir.

Kutsiler, gerçeği tanıyabildikleri nispette, onu bir başkasına anlatma ve tanıtma ile de mesul olduklarını unutmamalıdırlar. Çünkü, insanımızın ve bütün insanlığın kurtuluş adına bekledikleri nesil onların neslidir. Tarihin bu kesitinde, kaderin önlerine koyduğu önemli bir fırsattır bu. Fırsatı kaçırmamalı, hak bildikleri yüce ve kutsî dava adına beşerî zaaflara takılıp kalmamalıdırlar. Kendilerinden beklenen fonksiyonu yerine getirmeli, halkın ve Hâlık'ın sevgilisi olmalıdırlar.

Kazanma ve kaybetme kuşağında, tercihler akıl ve iradeye dayanılarak yapılmalıdır. İnsan, irade gücünü inancıyla güçlendirerek kullandığı takdirde, Allah'ın izniyle. Hz. Yunus gibi, Ukbe b. Nafi'ler, Mus'ab b. Ümeyr (ra)'ler ve Fatih'ler gibi her türlü engeli aşabilir. Her işi başarabilir.

Yolların ayrımında bulunuyoruz; bizim yolumuz, meşakkatli ve sıkıntılıdır. Henüz buzlar erimedi. Allah korusun, kayıp düşme ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Düşmemenin çaresi, kalp, gönül, dava ve millî birlik şuurudur. Kaybetme kuşağı, zahiren çok renkli ve çok caziptir. Beşerî zaaf ve küçük çıkarlar bizi oyuna getirmemelidir.

Gün vefa günüdür. Düz yolda herkes yürür. Asıl muvaffakiyet, sarp kayalıklarda düşmeden yürüyebilmektir.

Yol kesen ve bu yürüyüşe engel olmak isteyenler her zaman bulunacaktır. Önemli olan, yolda dökülüp, hem kendimizi hem de içinde bulunduğumuz topluluğu helâke sürüklemeden yola devam edebilmek ve düşmeden yürüyerek bu yolda sebat gösterebilmektir.

YORUM VAR (0) :: YORUMLARINIZ BENİ MUTLU EDER :: Bağlantı

• 10/5/2008 - Ağaç yaşken eğilir ....

BÖLÜM KATEGORİSİ: ISLAM
« EN SON YAZDIKLARIM :: SONRAKİ SAYFALAR »

Ağaç yaşken eğilir
Ali Çatalyürek


Bu Hureyre (r.a.)'dan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Her çocuk, İslam fıtratı üzere dünyaya gelir. Ebeveyni (Yahudi ise) onu Yahudi; Hıristiyan ise onu Hıristiyan; Mecusi ise onu Mecusi yapar."

Demek ki dünyaya gelen her çocuk, Müslümanlığa yatkın bir fıtratta gelir.
 Annesi ve babası Müslümansa, çocuk Müslüman olarak yetişir; eğer Yahudi veya Mecusi ise onların vermiş olduğu ahkam ve ahlakla yetişeceğinden anne ve babasına verilen hükmün aynısı ona da verilir.
Velev ki, ömrünün sonunda Allah tarafından kendisine hidayet verilirse Müslüman, yoksa isyankar (kafir) olarak ölür. Çocuklarımız, ekmek yapılmaya hazır hamur gibidirler.
Hamur usta bir fırıncının elinde ise, ona vereceği güzel bir şekille pişirdikten sonra insanın karnı tok olsa bile yemek için canı çekerken, iş bilmeyen bir ekmekçinin baştan savma ve yenmeyecek kıvamda pişirdiği ekmeği aç da olsa, yemekte zorluk çeker.
 
Allah'a ve ahirete inanmış, mü'min, muvahhid bir Müslüman aile, çocuğunu Allah'ın rızasına uygun şekilde yetiştirmeye çalışırken, bunun aksine elinden, dilinden küfür akan, çevreye mikrop saçan gençlere de rastlamaktayız. Aslında bu gençler de aslında İslam fıtratı üzere dünyaya gelmişler, ama ne yazık ki müşrik bir ailede büyümüş-lerdir.
 
 Nitekim çocuk, kendisine verilen eğitim ve öğretime göre şekillenmektedir. Nuh suresi 26 ve 27. ayetlerde: "Nuh (a.s.) dua etti ve dedi ki: 'Ey Rabbim, yeryüzünde barınan kafirlerden dönüp dolaşan bir kimse bırakma. Çünkü eğer Sen, onları bırakırsan (mü'min) kullarını (bile bile) saptırırlar ve facirden (kötülükte sınırı aşan) kafirden başka (evlat) doğurmazlar." Tahrim suresinin altıncı ayetinde: "Tutuşturucusu, yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten, nefislerinizi ve ailelerinizi (çoluk-çocuğunuzu öğütle) koruyunuz."
 
Çok uzun gibi görünen dünya hayatı, sonunda ölümle sonuçlanacaktır. Akıllı insan, canı kadar sevdiği çocuklarının geleceğini hazırlarken, dünya menfaatleri yanında edeb, terbiye, din, ahlak ve fazilet dersleri de vermelidir.
 
Yoksa yarın yaşlandığımızda ve çocuklarımızdan bir bardak su isterken, "sürahi yanında, al da iç!" gibi cevaplar alırsak, şaşırma-yalım. Ve kimsede hata aramayalım. Çünkü hata bizde...
 
 Ne demişler: Ağaç yaş iken eğilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Hiçbir baba, çocuğuna güzel edep ve terbiyeden daha faydalı bir şey vermemiştir (veremez)" buyurmuştur. Bir kimsede bulunması gereken en büyük varlık, zenginlik, terbiye ve ahlaktır. Bir babanın çocuğuna bırakacağı miras, gün gelir elden çıkabilir.
 
 Fakat dini terbiye ve ahlak, tükenmeyen bir hazine gibidir. Rasulullah (s.a.v.): "Çocuklarınıza değer verin. Onların terbiyelerini güzel yapın. Bir kimse, üç kız çocuğunu İslam üzere yetiştirip terbiye eder de onları evlendirirse ve onlara iyilikte de devam ederse; o kimseye Cennet vardır" buyurmuştur.
YORUM VAR (0) :: YORUMLARINIZ BENİ MUTLU EDER :: Bağlantı

• 8/5/2008 - GÖNÜL FERMAN DİNLEMEZ Mİ?‏

BÖLÜM KATEGORİSİ: MAKALE
« EN SON YAZDIKLARIM :: SONRAKİ SAYFALAR »

Çoklarından işitmişiz: Gönül ferman dinlemez diye. Gerçekten dinlemez mi? Dersiniz.

 

Veya niçin dinlemez? Bunları hiç düşündüğünüz oldu mu? Sizlere çok değişik gelebilecek fikirlerle konu üzerinde duracağım.
İnsan binlerce duygulara sahip bir varlıktır. Beyin de faaliyet gösteren duyu organlarımız ve akıl olduğu gibi henüz keşfedilmemiş binlerce hislerimizin merkezi durumundaki önemli bir azamız vardır ki o da kalbimizdir.

 

Akıl iyiyi kötüden ayırt edebilme melekesidir. Bunu zeka veya zekavet ile karıştırmamak gerekir. Akıl ise hakkı batıldan iyiyi kötüden ayırt edebilme kabiliyetidir.


Hisleriyle hareket etme kişiden kişiye değişebilir. Bir insan bütün hislerine göre hareket edebildiği gibi bazen kalbine de danışarak hareket ettiği de olabiliyor.

 

Değişik durumlara ve işlere göre kişi farklı bir yol izleyebilir. Kadınlarda his hakim olur. Ve hislerine göre hareket ederler.

 

Yani akıllarına hiç danışmadıkları anlamına gelmesin, yani yapı itibarıyla hislerine göre hareket ederler. Tehlikeli olan insanları ve durumları sezebilirler.

 

Erkekler de hislerden ziyade fikir hakimdir. Hadiseleri hislerinden çok aklına danışarak çözmek isterler. Buda erkeklerin hissiz olduğunu hislerine göre hiçbir zaman hareket etmezler anlamına gelmez.


Hislerin en galeyanda olduğu çağ gençlik çağıdır. Bu yaşlarda gençlik sadece hisleri dinler aklı dinleyemiyor. Hisleri aklına ve fikirlerine üstün geldiğinden hareketleri hislere göre yönlenmektedir.

 

Yani akıl kabul etmediği halde hisleri hangi tarafa meylederse ve ağır basarsa genç o yöne kayar. Kendisinin değer mefhumları eğer hislerini dizgin altına almayıp serbest kılan ve bazen teşvik eden özelliklere sahipse bütün bütün yoldan çıkar ve artık zapt edilmez bir vaziyete gelebilir.


Hisler akıbeti görmekten uzaktır. Yani bağlandığı için sonu nereye varacağını fazla hesap edemez. Hislerin doruk nokta da olduğu bu çağlarda hisler nerde sükun buluyorsa veya nerede tatmin oluyorsa gençlik arada kendisine saadeti arar.

 

Bu yaşlarda çizilen yollar ileri dönük olarak düşünüldüğü halde günübirlik fikirler şeklinde de ortaya çıkabilir.

 

 Çünkü akla ve mantığa göre hareketler düzene sokulmadığından hislerin tatmin olmasıyla devam ettiği yolun sonu kendisine görünmeye başlıyor. Kendini kurtarma düşüncesi şiddetli bir arzu şeklinde kendini belli etmezse o yollarda düşe kalka devam ediyor. Ve sonunda gençlik tokadını yiyip bedbaht olanların sınıfına dahil oluyor.


Aslında konumuz “Gönül Niçin Ferman Dinlemiyor” şeklinde idi? Değişik şeyler anlatıldı şeklinde bir kanaat oluşmasın sizlerde. Çünkü buraya kadar ifade edilenlerden anlaşıldığı gibi bir insan da akıl ve mantığa hisler üstün gelip ağır bastığında aklın ve mantığın gereklerini yapamaz duruma geliyor.

 

 Yani hisler mantığın kurallarını ve gerekçelerini ehemmiyetsiz bir duruma getiriyor veya diğer ifade ile iptal ettiriyor ve kişi artık aklı yerine kalbine ve hislerine göre hareket etmeye başlıyor. Ve o zaman da gönül ferman dinlemez duruma geliyor.


Burada akla gelen bir başka soru bir insan ferman dinlemeyip gönlüne göre mi hareket etsin? Evet bu dünya da bir insanın sevdiği ile beraber olması gayet normal karşılanabilir.

 

Fakat bu eğer meşru yollarda değilse tavsiye edilmez. Ve edilemez. Sonu hicran ve ayrılıkla bitecek olan birisinin peşinden koşmak çok defa nafile olmaktadır. Hem sevilen çok defa kabul edememektedir.


Canab-ı Hakk insana sevginin merkezi olan kalbi kendi esma ve sıfatlarıyla kendisini tanıyıp sevmemiz için vermiş. İnsanlar onu su-i istimal ettiklerinden sonradan tokadını yemektedirler.

 

Çünkü kalbimiz Samed olan yani Hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herkesin muhtaç olduğu Canab-ı Hakkın ayinesidir. Böyle bir kalbe hiçbir şeye kudreti yetmeyen ve daima fena ve fani damgası taşıyan bişrisi karşılık veremez.

 

Sonra o sevdikleri firak yani ayrılıkla kendisine ayrılık acısını ve hüznünü ekerek göçüp gitmektedir.

Bir insan sevdiğinin devamlı beraber olacağını düşünerek sever. Eğer onun bir gün öleceğini ve kendisini bir gün bırakacağını ve hele bütün bütün toprak olacağını düşünse ona ciddi bağlanamaz.

 

 Çünkü bu sevgiler ezeli ve ebedi bir maşukun yerini tutamamaktadır. Sevdiklerini zahiri ve geçici sebeplerden dolayı sevenler gerçek aşkı hissetmek isteyen kalp tarafından sürekli red edilmektedir.

 

Tabii bu kalbe bağlı olan insandaki diğer duygular gerçek gıdalarını ve manevi ihtiyaçlarını alamadıklarından sürekli bir arayış içine girerler. İnsan ruhu huzursuzluk içinde çalkalanıp bocalanır.


Evet fanilerin faniliğini gördükten sonra gönül o zaman ferman dinleyebilir. Yoksa hep bildiğini okur. Ferman dinleyebilmesi kuvvetli fikirlerle hislerinin etrafında ağlar kurulmasıyla mümkündür.

 

Hisleri gemlendirebilme irade terbiyesi iledir. İradesine hakim olamayanlar hislerinin ve arzularının peşinden gitmekten kendilerini alıkoyamazlar. Her şeyi meşru sınırlar içinde mütala etmek düşüncesi hayatının gayesi olmalıdır.

 

Dünyaya geliş gayesinin idrakinde olan insanlar bu manaya uygun bir yoda olurlar.

 

Sevdiklerimizi ebedi arkadaş olacağımız düşüncesiyle seversek firaklı olamayacak.

 

Sonradan Allahın huzurunda kavuşacakları için ayrılık olmaz



ŞÜKRAN DOLMA

YORUM VAR (0) :: YORUMLARINIZ BENİ MUTLU EDER :: Bağlantı

• 7/5/2008 - Hepimiz birer Cennet yolcusuyuz..

BÖLÜM KATEGORİSİ: YAZILARIM
« EN SON YAZDIKLARIM :: SONRAKİ SAYFALAR »

Hepimiz birer Cennet yolcusuyuz..


Yapmakta olduğumuz bu yolculuk ciddiye almalıyız..


"şimdilik söyle yapayım da,bir başka şefere böyle yaparım "deme imkanına sahip değiliz...


Bu yolculuk bir defa yapılacağına göre,Rehberimize iyi kulak vermeliyiz...


Sözlerini,açıklamalarını,uygulamalarını,dikkatle izlemeliyiz..

.
Attığımız her adım O'nun izine denk düşürmeye çalışmalıyız...


Allahu Teala bizden bunu istemektedir..


Adımını Peygamberi'in izine denk düşüren kurtulur...


Peygamber'in izince gidenleri izleyenlerde kurtulur...


ANA CADDE BUDUR...


Ana caddeyi bırakıp keçi yollarına sapanlar,sonsuza kadar pişman ve perişan olurlar..
Yüce Rabbimiz hepimize sevgili Rehberimiz'in izinde yürümeyi nasıp eylesin...


AMİN..


SELAM VE DUA

YORUM VAR (0) :: YORUMLARINIZ BENİ MUTLU EDER :: Bağlantı
merhaba
aleykum selam
s.a
merhaba
tesekkürler efendim

Image Hosted by ImageShack.us






SON YAZILARIM

Kategorilerim

  • BASORTUM
  • DIN
  • DINI YAZILAR
  • DUA
  • ISLAM
  • MAKALE
  • SIIR
  • YAZILARIM
  • GÖNÜL DOSTLARIM

  • neslinursema3


  • 1sessizgemi3


  • erciedanger


  • ondercesur


  • daimaileri


  • qarip


  • sevgisiir


  • psiqoLady


  • kevserekanmak


  • askim4ever


  • bizimada


  • sessizyusuf


  • kiymetlim


  • resulsevdasi


  • HazanMevsimleri


  • siyahpatya


  • sfumato


  • nedjma


  • kitabooku


  • yolcugidiyor


  • sancarculha


  • vedat1987


  • impossiblefairylate


  • satema


  • medine75


  • kackere


  • yust


  • askimblog


  • davutuyanik


  • aisem


  • gullerinkalbi3


  • gamzegulsen


  • evsizkedilersokagi


  • davutkurkut


  • cevdetveolcay


  • mecnun1965


  • DarkBuFu


  • adilask


  • caspersweety


  • sonbahardayim


  • CrnCereN


  • deligece


  • ronaldinhobedirhan


  • gonuldendamlalar


  • guldiyarindan


  • rufeydem


  • fezzan


  • anlamiyok


  • ataturkcudusunceklubu


  • diccle


  • kozlukluyuz


  • melegimmavi


  • thegame58


  • affeyleallahim


  • kesintisizguckaynagi


  • vedudsevgisi


  • feyzanur2000


  • filizden


  • GRAFIKDUNYASI


  • alir


  • funfunda


  • arsafa


  • akgunkaya


  • atlant


  • islamiresimgalerisi


  • islamasevda


  • metekan


  • zebell


  • lalezarhobi


  • abc2


  • hilalhaber


  • sevgineydi


  • yagmurdandamlalar


  • teknikpcdersleri


  • abdulkadirakdemir


  • benimkendidunyam


  • ebvaa


  • saclariniz


  • sadeceresim


  • dergahli


  • sonyolcu38


  • yezdanla


  • romantizimm2


  • won


  • xsir


  • gaflettenkurtulus


  • sevgisizyasayamam


  • doymadimsana


  • yaziruhu


  • verdetul


  • mgezer38


  • dualarile



  • Bağlantılarım

    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us

  • Online Kuran-ı Kerim
    dinle

  • Free Hit Counters

    pagerank
    nu [